KUTSAL KİTAPLAR


İnsanlar, “hayatımın anlamı ve amacı nedir; ölümden sonra ne olacak; cennet ve cehennem nasıl bir ortam; herşey nasıl var olmuş, hayatın kaynağı nedir, ben dahil tüm varlıkları yaratan üstün Yaratıcı’yı nasıl tanıyabilirim; Yüce Yaratıcı’nın benden istediği nedir; iyi, kötü, doğru, yanlış nelerdir?” gibi soruların cevaplarını çağlar boyu aramışlar, bunlar hakkında düşünmüşlerdir. Düşünürler bu konularda kendilerince teoriler geliştirmiş, çeşitli fikirler öne sürmüşlerdir. Ancak söz konusu soruların gerçek cevapları düşünürlerin öğretilerinde değil, İlahi dinlerde yer alır. Çünkü insanın akıl ve bilgisi çok sınırlıdır. Üstteki sorulara İlahi bir yol gösterici olmadan doğru cevap verebilmesi mümkün olmaz.

Nitekim Allah, çeşitli dönemlerde elçiler göndererek, kitaplar indirerek insanlara yol göstermiştir. Böylece ilk insan olan Hz. Adem’den itibaren insanlar, Allah’ın varlığından ve emirlerinden haberdar edilmişler; yaşamla ilgili soruların en doğru ve hikmetli açıklamasını hak dinlerde bulmuşlardır. Okumaya devam et

İNCİL VE TEVRAT’IN KURAN İLE ORTAK YÖNLERİ ALLAH BİRDİR


Andolsun Biz Nuh’u kendi kavmine gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim, Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka İlahınız yoktur. Doğrusu ben, sizin için büyük bir günün azabından korkmaktayım.” (Al-i İmran Suresi, 59)

Müslümanlar, Allah’tan başka İlah olmadığına iman ederler. Rabbimiz, herşeyi yoktan yaratan, en güzel bir biçimde kusursuzca var eden, pek büyük ve üstün olan, herşeyin iç yüzünden ve gizli yönlerinden haberdar olan, ezeli ve ebedi olan, doğmamış ve doğrulmamış olan, her türlü eksiklikten ve noksanlıktan münezzeh, diri, herşeyi bilen ve herşeye gücü yeten, şanı büyük olan, hükmeden, keremi bol olan, esirgeyen ve bağışlayan Yüce Allah’tır. Göklerde ve yerde olanların tümü Allah’a teslim olmuşlardır ve O’nu tesbih etmektedirler. Allah, Kuran’da Kendisi’nden başka İlah olmadığını şu şekilde bildirmiştir:

O, Allah’tır, Kendisi’nden başka İlah yoktur. İlkte de, sonda da hamd O’nundur. Hüküm O’nundur ve O’na döndürüleceksiniz. (Kasas Suresi, 70)

Sizin İlahınız tek bir İlahtır; O’ndan başka İlah yoktur; O, Rahman’dır, Rahim’dir (bağışlayan ve esirgeyendir). (Bakara Suresi 163) Okumaya devam et

ORTAK İBADETLER VE AHLAKİ DEĞERLER


İnsanı yaratan Allah, hiç şüphesiz onun yapısını, ihtiyaçlarını ve dünyada nasıl bir düzen içinde rahat edeceğini de en iyi bilendir. Dolayısıyla insanın, izlemesi gereken yol Rabbimiz’in bildirdiği yol olmalıdır. Nitekim Allah her dönemde elçileri ve kitapları aracılığıyla insanlara yol göstermiş, razı olacağı düşünce, davranış, ahlak ve yaşam biçimini insanlara haber vermiştir. Allah’ın öğrettiği bu yaşam tarzını ve ahlak modelini uygulayanlar, hem dünyada hem de ahirette en mutlu, en huzurlu ve en güzel yaşama kavuşmayı uman insanlardır.
Farklı dönemlerde, farklı coğrafyalarda yaşayan ve farklı İlahi dinlere mensup olan inananlar, tüm bu farklılıklara rağmen aslında aynı ahlaki değerlere sahiptirler. Hırsızlık yapmamak, adam öldürmemek, zina etmemek, yalan söylememek, adil olmak, her türlü haksızlıktan sakınmak, insanlara karşı nazik ve saygılı bir üslup kullanmak gibi temel değerler tüm inananlar için geçerlidir. Bu, inananların –çeşitli görüş ve uygulama farklılıkları olsa da- olaylar karşısında benzer tepkiler vermelerine ve ortak hareket etmelerine neden olur.

Bu ortak ahlak anlayışı Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet’te de geçerlidir. Nankörlük, şımarıklık, kendini beğenmişlik, azgınlık, yalancılık, alaycılık, bencillik, aç gözlülük, düzenbazlık, kıskançlık, kavgacılık, itaatsizlik, saygısızlık, vefasızlık, cimrilik, dedikoduculuk, saldırganlık, zalimlik, iftiracılık, sabırsızlık, ikiyüzlülük, kışkırtıcılık gibi çirkinlikler İslam ahlakına kesinlikle uygun olmadığı gibi, Yahudilik ve Hıristiyanlıkta da yasaklanmıştır. İnsanlar saygılı, sevgi dolu, adaletli, vicdanlı, şefkatli, merhametli, yardımsever, iyiliksever, alçakgönüllü, dürüst, güvenilir, cömert, şükredici, fedakar, yumuşak huylu, itaatli, vefalı olmaya çağrılmışlardır. Okumaya devam et

KUTSAL KİTAPLARDA BARIŞA VE HOŞGÖRÜYE DAVET

 

Allah’ın kullarına bir hidayet rehberi olarak gönderdiği hak kitaplarında sevgiye, barışa, hoşgörüye ve adalete dayalı bir toplum modeli tarif edilmektedir. Örneğin Allah Maide Suresi’nde Yahudilere indirilen Tevrat’ın insanlar için bir yol gösterici olduğunu bildirmektedir:
\

Gerçek şu ki, Biz Tevrat’ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah’ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.)… (Maide Suresi, 44)

Tevrat’taki bu İlahi emirlerin bir kısmını bugün de Eski Ahit’te bulmak mümkündür. Eski Ahit’te de insanlar kötülük yapmaktan, zorbalıktan, hırsızlıktan, rüşvetten, sahtekarlıktan, zalimlikten men edilmekte, hep güzel ahlaka yönlendirilmektedirler. Nitekim Allah Araf Suresi’nde şu şekilde bildirmektedir:

(Allah:) “Ey Musa” dedi. “Sana verdiğim risaletimle ve seninle konuşmamla seni insanlar üzerinde seçkin kıldım. Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol.” Biz ona Levhalar’da herşeyden bir öğüt ve herşeyin yeterli bir açıklamasını yazdık. (Ve:) “Şimdi bunlara sıkıca sarıl ve kavmine de emret ki, en güzeliyle sarılsınlar. Size fasıkların yurdunu pek yakında göstereceğim” (dedik). (Araf Suresi, 144-145) Okumaya devam et

MUHARREF TEVRAT’IN İÇİNDE GİZLENEN HAK KİTAP

Muharref Tevrat’ın İçindeki Güzel ve Hikmetli Açıklamaları, İmanın Nuru ile Görmek
Tevrat, Allah’ın Hz. Musa’ya vahyettiği mübarek bir kitaptır. Allah, bir Kuran ayetinde Tevrat’ın “nur” olarak indirildiğini bildirmektedir:

Gerçek şu ki, Biz Tevrat’ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah’ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi)… (Maide Suresi, 44)

En’am Suresi’nde ise Hz. Musa’ya indirilen kitabın, “hidayet ve rahmet” olduğu şöyle bildirilmektedir:
Sonra Biz Musa’ya iyilik yapanların üzerinde (nimetimizi) tamamlamak herşeyi ayrı ayrı açıklamak ve bir hidayet ve rahmet olarak Kitabı verdik. Umulur ki, Rablerine kavuşacaklarına inanırlar. (En’am Suresi, 154) Okumaya devam et

HIRİSTİYANLIK’TAKİ ÜÇLEME YANILGISI

 

Günümüz Hıristiyanları, “Yeni Ahit” olarak bilinen Kutsal Kitaba inanırlar. Bu kitapta Allah’a samimi bir biçimde iman ve ibadet etmeye çağıran, çok güzel ahlaki prensipler öğütleyen pek çok kısım vardır. Bu açıdan Yeni Ahit’in büyük bir bölümü, Kuran-ı Kerim’e mutabıktır. Bu nedenle Müslümanlar ve Hıristiyanlar pek çok ortak inancı paylaşmakta ve aynı ahlaki değerlere inanmaktadırlar. Bu, Müslümanlık ve Hıristiyanlık arasında diyalog ve işbirliği kurulmasına zemin oluşturan çok önemli bir gerçektir.

Ancak Yeni Ahit’e yer alan iki temel öğretinin yanlış olduğunu, Allah bize Kuran’da bildirmektedir.

Bunlardan birincisi, Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği ve bunun tüm insanlar için bir tür “kurban verme” anlamına geldiği inancıdır.

İkincisi ise, Hz. İsa’nın “Allah’ın oğlu”olduğu iddiasıdır. (Allah’ı tenzih ederiz. Gerçekte Allah, çocuk sahibi olmaktan münezzehtir.)

İlginç olan bir nokta ise, bu iki inanç konusunda İncillerde yer alan açıklamaların da birbirleriyle son derece çelişkili olmasıdır.

Dört İncil

Yeni Ahit’te Hz. İsa’nın yaşamını ve tebliğini anlatan dört ayrı “incil” yer alır. Bu Dört İncil’in ilk üçü-yani Matta, Markos ve Luka-birbirlerine büyük ölçüde paraleldir. Bu nedenle Hıristiyan geleneğinde “Snoptik İnciller” olarak tanımlanırlar. (Snoptik, “aynı gözden” demektir ve üç İncil’in ortak bakış açısını ifade eder). Bunların arasında tarihsel olarak en erken yazılanı, Yeni Ahit’te ikinci sıraya konmuş olmasına rağmen, Markos’un İncilidir. Matta ve Luka’nın kendi İncilleri’ni yazarken Markos’u kaynak olarak kullandıkları ancak bazı eklemeler yaptıkları kabul edilmektedir.

Dördüncü İncil olan Yuhanna ise, Snoptiklerden çok kesin bazı çizgilerle ayrılır. Yuhanna’da anlatılan bazı olaylar Snoptiklerde yer almaz ya da bunun tersi sözkonusudur. Dahası, Yuhanna’nın anlattığı bir olay, Snoptiklerde tamamen farklı bir biçimde anlatılabilmektedir.

Çarmıh Konusu İle İlgili Çelişkili İzahlar

Kuran’ı Kerim’de çarmıha gerilen kişinin aslında Hz. İsa olmadığı, Allah’ın mucizesiyle onun bir benzerinin çarmıha gerildiği, Hz. İsa’nın bu tuzaktan kurtuduğu bildirilmektedir.

Okumaya devam et

KURAN’DA HZ.İSA’NIN YERYÜZÜNE DÖNÜŞÜ

 

 

Hz. İsa’nın yeryüzüne ikinci kez geleceği konusu Kuran’da çok açık olarak bildirilmiştir. Kuran’da bildirilen bu deliller şu şekildedir:

1. Delil

Hani Allah, İsa’ya demişti ki: “Ey İsa, doğrusu seni Ben vefat ettireceğim ve seni Kendime yükselteceğim, seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim.

Sonra dönüşünüz yalnızca Banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim. (Al-i İmran Suresi, 55)

Ayetteki “sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim” ifadesi dikkat çekicidir.

Kuran’da kıyamete kadar inkar edenlere üstün olan ve Hz. İsa’ya gerçekten tabi olan bir grubun varlığından söz edilmektedir. Peki kimdir bu tabi olanlar? Hz. İsa döneminde yaşayan havariler mi, yoksa günümüzde yaşayan Hıristiyanlar mı? Okumaya devam et

TEVRAT VE İNCİL’DE HZ. İSA’NIN YERYÜZÜNE DÖNÜŞÜ

 

Hz. İsa’nın gelişi konusu Hıristiyanlık için çok önemlidir. Bunun sebebi Kitab-ı Mukaddes’i oluşturan Eski Ahit (Tevrat ve Musevilerin diğer kutsal yazıları) ve Yeni Ahit’te (dört İncil ve diğer risaleler) ahir zaman ile ilgili açıklamaların olmasıdır. Özellikle Hz. İsa’nın gelişi konusu İncil metinlerinde önemli yer tutar.

Tevrat ve İncil’de gelecekte olacak olaylarla ilgili olarak çeşitli izahlar yapılmıştır. Bilindiği gibi günümüzdeki Tevrat’ta Hz. İsa’nın adı geçmemekte, ancak Hz. Davut soyundan kurtarıcı bir Mesih’in geleceği bildirilmektedir. Ayrıca Tevrat’ın bazı bölümlerinde az da olsa son zamanlarda olacak olan olaylardan bahsedilmektedir. İncil’de ise bu konularda özellikle de Hz. İsa’nın ikinci gelişi, bunun işaretleri ve son zamanlar hakkında çok sayıda açıklamaya rastlamak mümkündür.

Kuran ayetlerinde bizlere Tevrat ve İncil’in zaman içinde tahrif edildikleri ve bu nedenle de içlerinde çeşitli yanlış inanışlar barındırdıkları haber verilmektedir. Yani bu kitaplarda hak bölümler olabileceği gibi insanlar tarafından eklenmiş, hatalı bilgiler de bulunmaktadır. Bu nedenle de Tevrat ve İncil’de yer alan açıklamaları Kuran ayetleriyle ve Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisleriyle uyumlu oldukları ölçüde değerlendirmeye almak gerekmektedir. Ancak aşağıdaki örneklerde de görüleceği gibi ahir zaman ve Hz. İsa’nın yeryüzüne ikinci kez gelişiyle ilgili haberlerin büyük bir kısmı, İslami kaynaklarla büyük bir paralellik göstermektedir.

Tevrat’ta Hz. İsa’nın insanlara peygamber olarak gönderilişine dair işaretler bulunduğu gibi, ahir zamandaki ikinci kez gelişine dair belirtiler de mevcuttur. Ancak Yahudilerin büyük bir kısmı Hz. İsa’yı gönderilen Mesih olarak kabul etmemiş, ona diğer peygamberlerden bazılarına yaptıkları gibi olmadık eziyetler uygulamışlardır.

Allah Bakara Suresi’nde şu şekilde buyurmaktadır: Okumaya devam et

Kuran’da ve diğer kutsal kitaplarda Hz. Mehdi (as)’dan bahsedilmektedir

TEVRATTA HZ MEHDI

İncil’in ve Tevrat’ın, Kuran’a uygun kısımlarına uymak gerekir.

KUR’AN KİTAP EHLİNE İNSANCIL BİR TAVIRLA YAKLAŞILMASINI EMREDER

SITELER VE FILMLER

A9 TV

Açiklama

MADDENIN ARDINDAKI SIR

Tiklayiniz

GÖZ MUCIZESI

Açiklama

Açiklama

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.